Türkiye ordusu, Kürdistan da haksız, hukuksuz ve kuralsız bir savaş yürütmektedir
Dikkatinizi Türkiye ordusunun işlemiş olduğu savaş suçlarına çekmek istiyoruz.Yüzlerce yıldır İnsanlık savaş hukukunun oluşturulması için büyük bir çaba içindedir, 150 yılı aşkın bir süredir de uluslararası sözleşmelerle, savaşlar belli kurallara bağlanmışlardır. Türkiye de bu sözleşmelerin çoğuna taraftır. Ne yazık ki iş uygulamaya geldiğinde ve özellikle Kürtler söz konusu olduğunda, Türkiye yönetimi imzasına sahip çıkmamaktadır. Uygulamaları yalnız Kürtlerle sınırlı değildir. 1974 te Kıbrıs işgali sırasında esir aldıkları 1612 Kıbrıslının akıbeti halen bilinmemektedir.
Ülkemizde 26 yıldır devam eden savaşta, Türkiye ordusu ve hükümetleri hiçbir zaman savaş hukukuna uymadılar ve sürekli olarak savaş ve insanlık suçu işlediler. Bu savaşta binlerce köy yakıldı, ormanlar yakılarak doğa tahrip edildi, milyonlarca insan yerinden yurdundan edildi. Yüz binlerce insan işkencelerden geçirildi, binlerce insan ya işkencelerde, ya kaçırılarak ya da sokak ortalarında kurşuna dizilerek yargısız infazlara tabi tutuldu. Yasak silahlar kullanıldı, esir alınan gerillalar işkenceli sorgulardan sonra infaz edildi, cesetler yakıldı ve cesetlere insanlık dışı muameleler yapıldı.
Son iki ayda da savaş giderek tırmanmaktadır. Türk ordusu yine eski uygulamalarına devam etmektedir. Özellikle son 20 gün içinde Siirt, Hakkâri ve Gümüşhane illerinde çıkan çatışmalarda ölü ele geçen gerillaların cesetleri üzerinde çokça oynanmış, kimisinde gözler çıkarılmış, kimisinde kulaklar, burunlar, cinsel organlar, kollar ve parmaklar kesilmiş, kimisinde kafalar kesilmiştir, kimisinde tün beden parçalanmıştır. Cesetler tanınmaz hale getirilmektedir. Oysa Türkiye’nin de taraf olduğu ve savaşta uygulanması gereken kuralları sayan 1949 tarihli Cenevre Sözleşmelerinin ilgili maddeleri açıktır. “Ölü bedenler üzerinde uzuv tatili yasaktır. Ölüler, saygıdeğer bir biçimde kaldırılmalı, mezarlarına saygı duyulmalı ve mezarlara gerektiği gibi bakılmalıdır.” Türk ordusunun burada işlediği savaş suçudur.
Yine Kürdistan da, içinde gerilla barınmasın diye ormanlar yakılmakta ve doğa tahribatı devam etmektedir. Şu an Şırnak, Hakkâri, Siirt, Dersim, Bingöl, Mardin ve Bitlis illerinde, ordu tarafından tutuşturulan orman yangınları devam etmektedir. Kendi imkânlarıyla yangını söndürmek isteyen yöre halkı da engellenmektedir. Şimdiye kadar on binlerce hektarlık ormanlık alan kül olmuş durumdadır. Yukarıda adı geçen sözleşmenin doğa ve çevreyi koruyan birçok maddesi vardır ve doğa tahribatı açıkça yasaklanmıştır. “Doğal çevreye geniş çaplı, uzun vadeli ve ciddi zarar vermek amacını taşıyan veya bu türden bir zarara sebep olabilecek harp yöntem ve araçlarını kullanmak yasaktır. Doğal çevrenin yok edilmesi bir silah olarak kullanılamaz.” Türk ordusunun burada da işlediği savaş suçudur.
Bunlar somut iki örnektir. Eğer önlem alınmazsa Türk ordusu uygulamalarına devam edecek ve eskiden olduğu gibi hukuksuz uygulamalarını çeşitlendirecektir. Yukarıda sözünü ettiğimiz konular açıktır, basın yayın organlarında her gün işlenmektedir. Bu konuya ilişkin hazırladığımız ve görüntüleri de içeren bir dosyayı da ekte size gönderiyoruz. Sizlerden duyarlılık bekliyoruz, gereken duyarlılığın tarafınızdan gösterileceğine inanıyoruz.
KNK Dış İlişkiler Komisyonu
15.07.2010






